Yükselen e-ticaret salgında patlama yaptı

0

Son yıllarda zaten yükselişte olan e-ticaret sektörü pandemiyle birlikte tırmanışa geçti. Mağaza açmaktan daha uygun maliyetli depolarda, daha az sayıda işçiyle çalışmak şirketlerin de işine geliyor.

Son yıllarda zaten yükselişte olan e-ticaret sektörü pandemiyle birlikte tırmanışa geçti. İşini kaybetmeme şansına sahip olanlar, sosyal hayatın kısıtlanmasıyla para harcayacak yer bulamayanlar, sıkıntılarını alışveriş yaparak gidermeye çalışanlar ve gerçekten alışveriş ihtiyacı olanlar e-ticaret sektörünü alabildiğine büyütmüş durumda.

Bundan “markalar” da memnun. Mağaza açmaktan daha uygun maliyetli depolarda, yine toplamda daha az sayıda emekçinin sonuna kadar sömürüldüğü koşullarda satış yapmak işine geliyor şirketlerin de.

Tabii kargo-taşımacılık sektörü de buna paralel büyüme gösteriyor. Bunların da bir bedeli var elbette, sırf pandemi sürecinde bilinen 160 kurye ölümü var.

E-Ticaret’in iki boyutu var: Biri elektronik, tekstil, mobilya vb. dayanıklı tüketim ürünleri; diğeri de hızlı tüketim ürünleri, daha çok market ürünleri olarak da düşünülebilir.

2018’den itibaren hızlı tüketim ürünleri pazarı büyüdü

E-Ticaret şirketleri, Türkiye’de 2018’e kadar dayanıklı tüketim ürünleri satarak büyüdüler. Globalde de E-Ticaret’in ilk gelişim aşamaları bu şekilde oldu. Ancak 2018’le birlikte (yani pandemiden çok önce), özellikle Çin ve Kore’deki “trendlere” paralel bir şekilde, hızlı tüketim ürünleri pazarında büyümeye başladılar.

Öncü Çin ve Kore

Bir parantez: E-Ticaret’i dünyada öne çıkaran, “trendleri” şekillendiren model, ilk akla geleceği şekilde Batı’dan gelmiyor, Çin ve Kore bu işin lideri. Şangay ve Seul, bu anlamda öne çıkan yerler. Alibaba çok büyük bir firma, Çin’deki inovasyonlarını1 dünyaya ihraç ediyor. Trendyol’u da büyük ölçüde aldılar. Kore’de Global SK Group ve yerel ölçekte faaliyet gösteren şirketler var.

Özellikle bu bölgede 2010’ların başıyla birlikte E-Ticaret oyuncuları, nüfusun tamamını kapsayacak bir pazar yaratmanın maksimum kar getireceğini gördü ve hızlı tüketim ürünleri pazarına girdiler.

Hızlı tüketim ürünleri derken ev temizlik, kişisel bakım (şampuan, diş macunu, kremler, makyaj vb.) ve tabii gıda anlaşılmalı. Bu gerçekten de bir ‘ekosistem’ yarattığı gibi, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar yeni “inovasyonları” da beraberinde getirdi. Bu ülkelerde nüfusun Avrupa ve ABD’ye göre nispeten daha genç olması; çarpık gelişen mega şehirlerde yaşamaları ve aşırı derecede çalışmaktan (ve sömürülmekten) başka bir şeye vakit bulamamaları, bu nedenle yaşamlarını kolaylaştıracak dijital çözümlere daha fazla ihtiyaç duymaları; ve tüm bunlarla birlikte biraz da yoğun teknoloji (akıllı telefon) kullanımları, böyle bir pazarın gelişimine elverişli bir ortam sundu. Mesela Avrupa ve özellikle Almanya bu açıdan geride, çünkü çalışma saatlerinin ortalaması buralara göre “görece” düşük ve az da olsa “normal alışveriş” için vakitleri var.

QR kodlarla dileniyorlar

Çin hükümetinin Batı merkezli sosyal medya mecraları yerine WeChat gibi makro bir portal koyması da -bilerek ya da bilmeyerek- alışveriş dahil her şeyin tek bir uygulamadan yapılabilmesine zemin hazırladı. Bugün Çin’de büyük şehirlerde dilencilerin büyük kısmı QR kodlarla dileniyor. Yani dilenen kişinin önünde bir takım QR kodlar var, yanından geçerken telefonunla o kodu okutup onun WeChat hesabına sadaka aktarıyorsun.

Türkiye önemli bir pazar

Türkiye, Avrupa’nın ve global ortalamanın üstünde ama Çin ve Kore’ye daha yakın yüksek dijital profiliyle (o da azgelişmişlikle alakalı) E-Ticaret için “umut vaat eden” bir pazar.

Alibaba (Trendyol), SK Group (N11), Ebay (Gittigidiyor) ve Amazon’un bir arada faaliyet gösterdiği başka dünya pazarı yok. Bunun üzerine bir de iki büyük yerel oyuncu var: Hepsiburada ve Migros Sanal Market.

E-Ticaret Türkiye’de çok ciddi büyüme gösteriyor. Türkiye dijital profil olarak Avrupa’nın ilerisinde, bu kadar şirket bir arada faaliyet yürütüyor, ama biraz lojistik, biraz da ödeme sistemleri nedeniyle yaşadıkları sorunları aşmak için çalışıyorlar. Bunu kolaylaştırmak için ana oyuncular, lojistik (Trendyol Express, Hepsi Express – kargo), ödeme sistemleri (Trendyol Cüzdan, vb) alanlarına yatırım yapıyor.

Bir de tabii, başta da belirtildiği gibi bir “ekosistem” oluşturmaya çalışıyor. Ekosistemde Hızlı Tüketim Ürünleri pazarının rolü kritik, çünkü bu ürünler, ayda yılda bir değil, günlük-haftalık alınan ürünler. Pandemiden ötürü zorunlu kapanma da Hızlı Tüketim Ürünleri’nin gelişimine çanak tuttu. Bu arada E-Ticaret pandemileri seviyor: Alibaba’nın Çin’deki patlaması da 2000’lerin başındaki SARS virüsüyle oluyor.

Kâr baskısı ve rekabet sömürüyü artırıyor

E-Ticaret büyümekle birlikte, karlılık ciddi bir sorun. Birçok oyuncu liderliği ele almak için yoğun promosyonlarla pazarda var oluyor. Zaten hızlı tüketim perakendesi BİM-A101-ŞOK’un düşük fiyat baskısı var. Önümüzdeki dönemde fiziksel mağazalarda olduğu gibi bu sektörde de elenmeler beklenebilir.

“Hızlı Teslimat” çok yeni bir başlık. Getir’le birlikte çıktı. Getir’in kurucusu Nazım Salur, Bitaksi’nin de kurucusu, hatta onun kârıyla Getir’i kurduğu söyleniyor. Mevcut kriterlere göre Getir’in ayakta kalabilmesi mümkün görünmüyordu. Ancak kaldılar, hatta son zamanlarda çıkan haberlere göre ciddi yatırım da aldılar. Bu alan yeni ve kârdan çok bir model geliştirip bunu global bir yatırım firmasına satma planlarının yapıldığı tahmin ediliyor. Finansal bilgiler de gizli tutuluyor bu nedenle. Getir’in ardından bu alana yapılan yatırımların arttığı görülse de uzun vadede kalıcı olup olamayacakları tartışmalı.

Tüm işçi sınıfının en yoğun biçimde sömürüldüğü alanlardan biri bu alan. Çünkü bir kere kâr oranı çok düşük, sömürü haliyle çok olmak zorunda. Bir de dijital olduğu için 24 saat açık, mesai kavramı ortadan kalkmış durumda.