Sosyal medya platformlarının derdi ifade özgürlüğü mü?

0

Facebook ve Twitter gibi platformların bazı ülkelere dönük sansürleri, bu şirketlerin ifade özgürlüğü ve demokrasi gibi kaygılar gütmediğini gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya hesaplarının Kongre binası baskını sonrası kapatılması Facebook ve Twitter gibi platformlarda ifade özgürlüğü ve demokrasi başlıklı tartışmalara neden oldu.

Hesapların kapatılması, bu platformların ifade özgürlüğünün kısıtlandığına ilişkin kimi eleştirilere yol açarken, bu hamleler, “demokrasinin gerekliliklerini yerine getirdiğine” dönük övgüler de aldı. Twitter’ın kurucusu “memnun değiliz ama mecbur kaldık” açıklaması yaptı.

Birkaç sosyal medya tekelinin adeta devlet gibi hareket etme, buna yakın yaptırımlarda bulunma, demokrasi standartları oluşturma gücü ve misyonu bu aralar en çok konuşulan konulardan biri. Bu konu daha da tartışılacak gibi görünüyor.

Ancak, söz konusu sosyal medya şirketlerinin, geçmişte özellikle ABD’nin siyasi ve ekonomik yaptırım uyguladığı ülkelerin hesaplarına uyguladığı sansürler, bu şirketlerin “demokrasi” kaygısı güden herhangi bir standardı benimsemediğini ortaya koyuyor. Bu şirketler kendilerini ABD’nin yerine koyarak, onun adına konuşarak devletlere puan veriyor ve buna göre tavır geliştiriyor.

Çin’e ‘Hong Kong’ sansürleri

Facebook ve Twitter, Çin hükümetinin Hong Kong’da Batı yanlısı şiddet gösterilerine müdahale etmesinin ardından Ağustos 2019’da birçok Çinli hesabı “devlet destekli yanlış bilgiler içeren paylaşımlar” iddiasıyla erişime kapatmıştı.

Twitter, bu dönemde Hong Kong paylaşımları nedeniyle 936 hesabı engellediğini, yanlış bilgi yaydığı iddiasıyla 200 bin hesabıysa kısıtladığını duyurmuştu. Facebook’sa bu dönemde aynı gerekçeyle 7 sayfayı, 3 grubu ve 5 hesabı kapattığını açıklamıştı.

Twitter, geçtiğimiz Haziran ayındaysa Hong Kong protestoları ve Covid-19 salgınına ilişkin yanlış bilgi verdiği iddiasıyla 170 bin Çinli hesabı askıya aldığını bildirmişti.

İran hükümetine engel

Twitter ve Facebook’un İran hükümetine de birçok kez sansür uyguladığı biliniyor.

Twitter, Haziran 2019’da “ABD seçimlerine müdahaleyi engellemek” amacıyla İran hükümetiyle ilişkili 4 bin 800 hesabı kapatmıştı.

Twitter, geçtiğimiz yılsa İran’ın Ukrayna yolcu uçağını yanlışlıkla düşürdüğünü açıklamasının ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in resmi Twitter hesabını da geçici olarak askıya almıştı.

Facebook’da, geçtiğimiz Nisan ayında, “organize sahte bilgi yayma” iddiasıyla İran hükümetiyle bağlantılı 118 sayfayı, 339 hesabı, 27 grubu ve 6 Instagram hesabını kapattığını duyurmuştu.

Venezuela’ya darbe girişimi döneminde sansür

Geçtiğimiz yıl, Venezuelalı askeri yetkililer, Twitter’ın hükümete bağlı onlarca hesaba hiçbir açıklama yapmadan erişim engeli getirdiğini açıklamıştı.

Twitter, 2019 yılında da hükümetle ilişkili 2 bine yakın Venezuelalı hesabı kapattığını duyurmuştu. Twitter, bu hesaplardan bazılarınınsa Rusya’nın İnternet Araştırma Kurumu’yla ilişkili olduğunu öne sürmüştü.

Twitter’ın bu hamleleri, ABD’nin Venezuela’nın meşru hükümetine dönük ekonomik ve siyasi saldırıları döneminde gerçekleşti.

Raul Castro ve Küba medyasına engel 

Twitter, Eylül 2019’da da Küba Komünist Partisi lideri Raul Castro ve ailesinin yanı sıra Kübalı gazetecilere sansür uyguladı.

Twitter, yaptığı açıklamada, söz konusu kişilerin birden fazla hesapla platformdaki konuşmaları manipüle ettiğini iddia etti.

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Esad’a sansür

Twitter, geçtiğimiz yıl İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’In resmi hesabına erişimi engellemişti. Şirket engellemeye ilişkin herhangi bir gerekçe açıklamamıştı.

‘Devlet medyası’ sansürü

Twitter, geçtiğimiz Ağustos ayında Rusya’nın resmi haber ajansları Sputnik, RT ve Tass’ın da aralarında bulunduğu hesapları ‘devlet medyası’ olarak sansürlerken, aynı uygulama Çin’in resmi ajansı Xinhua’ya dönük de yapıldı. Twitter, VOA, DW ve BBC gibi Batılı medya kuruluşlarına ise dokunmadı.

Twitter, Latin Amerika’nın bağımsızlıkçı ve ilerici yayın organı TeleSUR’un da İngilizce hesabını geçtiğimiz Mart ayında sınırlandırmıştı.