Ertuğrul Özkök – Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

0
510

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul… Antalya… Edirne…

Yanıldınız…

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu…

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden…

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

O zaman geleyim ikinci soruya…

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin…

Çünkü MENAT’ın 6 kişilik yönetim kurulunun 4 üyesi kadın….

*

Üçüncü soru:

Fas gibi bir Müslüman ülkenin Pernod-Ricard gibi alkollü içki üreten şirketinin başında yönetici olarak kim vardır?

Hıristiyan bir erkek mi?

Hayır yanıldınız…

Müslüman bir kadın…

*

Türkiye ve birçok Müslüman ülkede artık alkollü içki üretim ve pazarlamada çalışan kadın sayısı tahmininizin üzerinde artıyor…

Bunları geçen gün Selçuk Tümay’la yaptığım bir podcast sohbetinde öğrendim.

BİR İÇKİ ŞİRKETİNİN EN İYİ MÜŞTERİSİ ‘DUDE’ MUDUR

SON 22 yılın en kült filmlerinden biri Coen kardeşlerin “Big Lebowski”sidir…

Bu filmi her yıl en az 2 kere yeniden seyrederim…

Filmin üç ana karakterinden biri Jeff Bridges’in oynadığı Jeffrey Lebowski’dir…

Filmde karakterler birbirlerine hep “dude” yani “ahbap” diye seslenir…

Dude kelimesi bir anlamda bu filmle dünyaya yayıldı… Dude filmin birçok sahnesinde kendine tuhaf bir kokteyl hazırlar…

Her defasında da en çok bir likör şişesini görürüz… İşte o likör markası Pernod-Ricard grubuna ait…

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Grubun amiral gemisi içkilerinden biri olan Chivas Regal’in satışlarında çok özel bir başarı sağladılar.

Türkiye’yi Chivas’ın dünyadaki en büyük üç pazarından biri yaptılar.

Hatta 12 yıllık Chivas’da Türkiye dünya lideri oldu.

*

O nedenle Selçuk Tümay’la sohbetimize bu kült filmle başladık…

Ona şunu sordum:

“Siz alkollü içki üreten bir şirketsiniz. O nedenle ne kadar çok alkollü içki satarsanız o kadar başarılı sayılmanız gerekir. Sizin için en iyi müşteri Dude gibi her sahnede içen biri midir?”

Cevabı şu oldu:

“Hayır, sorumlu ve bilinçli içen insandır…”

*

O nedenle Pernod-Ricard olarak “sorumlu içki içme” eğitimleri veren kuruluşlara üye olmuşlar.

Çevre konusunda bütün dünyaya söz vermişler.

2021 yılında artık tek kullanımlık plastik ürünlerden tamamen arınmış olacaklarmış.

Ayrıca barmenlere de bu konularda eğitim veriyorlarmış.

HANGİ ŞEHİRLERİN İNSANI GİTTİĞİ BARA EN SADIK

SELÇUK Tümay’la sohbet sırasında ilginç bazı bilgiler öğrendim.

Büyük şehirlerde özellikle barlarda “sürdürülebilirlik” konusunda araştırmalar yapmışlar.

Hangi şehirlerin insanları gittikleri barlara en sadık müşteri?

*

Önce bir bilgi…

İnsanlar akşamları uğradıkları barın “sürdürülebilir” olmasına çok önem veriyormuş…

Yani kendini sürdüremeyen, kısa sürede kapanan ve açılan barlara değil, varlığını sürdürebilir kılanlara bağlılarmış.

“Sürdürülebilirlik” duygusunun en yüksek olduğu şehir Antalya’ymış.

En düşükleri ise İstanbul ve İzmir’miş…

*

Bara giden her 3 insandan biri, o barın “çevre konusundaki” hassasiyetine ve “geri dönüşümlü malzeme kullanmasına” önem veriyormuş.

Barlara gidenler, “sürdürülebilir olan” ve “sorumlu davranan” mekânları arkadaşlarına daha çok tavsiye ediyormuş.

‘BABY YODA’ DAHA O YAŞTA BİR İNSANLIK SUÇU MU İŞLEDİ

Bu yılın sinema dünyasındaki en çok konuşulan karakterlerinden biri Disney Plus’ın “Mandalorian” dizisinin küçük kahramanı “Bebek Yoda” oldu… Gerçekten çok sempatik, insana gel beni kucağına al duygusu veren küçücük harika bir tipti…

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Dizinin ikinci sezonu önceki hafta tamamlandı.

Bir Mandalorian şövalyesi olan “Din Djarin” 16 bölümün sonunda ilk defa demir maskesini çıkardı ve böylece o rolü oynayan Pedro Pascal’ın yüzünü gördük. Pedro Pascal“Narcos” dizisindeki narkotik dedektif Javier Pena’yı oynayan oyuncu.

Ancak dizinin bu sezonunda hiç beklenmedik bir tartışma patladı.

Bölümlerden birinde dişi bir uzay yaratığını gördük.

Elindeki kavanoz içinde neslini sürdürecek olan yumurtalar vardı ve bunları döllenmesi için bir başka gezegendeki erkek yaratığa götürmesi gerekiyordu.

İşte o bölümde şövalye bu kavanozu tutması için Baby Yoda’ya verir.

Ancak Bebek Yoda bir anda kavanozdaki yumurtaları yemeye başlar…

*

İşte bu sahne yüzünden Bebek Yoda’nın başı derde girdi. Uzayda soykırım yapmakla bile suçlandı.

DÜN BİZE 50 YILDAN DAHA UZAKSA ŞİMDİ O 50 YIL BİZE DAHA YAKINDIR

BÜYÜKLERİM hep şunu söylerdi… İnsan yaşlandıkça önce en yeni hatıraları unutmaya başlarmış…

Gençken bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamazdım…

Selda Bağcan’ın şarkısındaki gibi “O Günler”di ve kafamdaki en taze, en canlı hatıralar, henüz dün yaşadıklarımdı…

*

Geçen hafta Gökova’nın ortasında bir teknede, bir arkadaşımla üç gün önce yaptığımız bir şeyi konuşurken ikimiz birden fark ettik ki…

O üç gün önceyi hatırlamakta çok güçlük çekiyoruz…

Anladım ki, dün artık bana 50 yıl önceden daha, hatta çok daha uzaktı…

*

60 yaşını geçen insanlar için iyi bir şey değil bu…

Çünkü önceki günün, dünün derin hataları da çok çabuk unutuluyor, unutulmasa bile hatırlanamıyor demek ki…

O zaman geriye geçmişin dersleri kalıyor….

Hiç olmazsa onları hatırlıyoruz…

*

Kendi payıma, hafızamda en canlı kalan şeylerden biri 1965 yılı sonbaharında üniversiteye başladığım yıldır…

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu’ndaki Hukuka Giriş dersinin ilk gününü hayatım boyunca hiç unutmadım…

Rahmetli Prof. Muammer Aksoy ilk gün bize hukukun 3 temel ilkesini, altına çize çize öyle bir anlatmıştı ki…

Bana ölüm bile unutturamaz…

ŞÖYLE BAŞLAMIŞTI RAHMETLİ MUAMMER AKSOY HOCAMIZ

BİR NUMARALI İLKE: “Geçmişe yönelik kanun çıkarılamaz, insanlar bununla mahkûm edilemez…”

Yani demişti ki…

Bir insanı 5 yıl, on yıl sonra o gün suç sayılmayan bir şey nedeniyle suçlayıp hapse atamazsın…

*

İKİ NUMARALI İLKE: “Eğer bir kişi hakkında bir iddia ortaya atılıyorsa, o iddiayı ispatlama görevi iddia sahibinindir…”

Yani demişti ki…

Bir insana “Hırsız” veya “Katil” diyorsan, onun çaldığını veya öldürdüğünü ispatlama görevi senindir…

*

ÜÇÜNCÜ İLKE: “Bir insan mahkeme tarafından adil biçimde yargılanıp hüküm giyinceye kadar masum sayılır…”

Yani demişti ki…

Bir insan hüküm giyinceye kadar ona “Hırsız” veya “Katil” diyemezsin…

*

Ben unutkan hafızamın esiri olmamak için önüme hayali bir prompter koydum…

Üzerine 50 yıl önceki o ilk dersten hatırladığım bu üç ilkeyi yazdım…

Her gün bu prompter’a bakarak önce şahsi hukuk ve adalet reformunu yapmaya çalışıyorum…

Bugünlerde hukuk ve adalet reformundan söz ediyorsak, işe önce hepimizin vicdanına yerleşmesi gereken bu üç temel ilkeden başlamalıyız.